Bugun...

Göçmen edebiyatı gelecek vaat ediyor
Hamburg’da yaşayan yazar ve kitap eleştirmeni Süleyman Deveci, yarım asırdır burada yaşayan insanlara artık “göçmen” olarak değil, “yerli olmayanlar” olarak hitap edilmesi gerektiğini dile getiriyor.

facebook-paylas
Tarih: 16-04-2012 14:19
Göçmen edebiyatı gelecek vaat ediyor

Söyleşi: Nebahat UZUN/HAMBURG Hamburg’da yaşayan yazar ve kitap eleştirmeni Süleyman Deveci, yarım asırdır burada yaşayan insanlara artık “göçmen” olarak değil, “yerli olmayanlar” olarak hitap edilmesi gerektiğini dile getiriyor. Bugüne kadar üç Almanca kitap yazan Deveci, Hamburg’da göçmen edebiyatı konusunda önemli gelişmeler kaydedildiğini, yeteneklerin değerlendirilmesinin bu edebiyata önemli kazanımlar getireceğini vurguluyor. Yazar Deveci ile göçmenler ve edebiyat hakkında sohbet ettik. “Göçmenlerin edebiyatı” sizin için neyi ifade ediyor? Almanya’daki göçmenlerin tarihi 50 yıla, yani yarım asra dayalı ve bu süreç birkaç kuşağı kapsıyor. Ama içinde yaşadığımız toplumda maalesef hala yerli miyiz, misafir mi yoksa göçmen miyiz konusu tartışılıyor. Bu kadar uzun zaman buradaki yaşayan insanlardan artık “göçmen” yerine “yerli olmayanlar” diye bahsetmek gerekiyor. Yerli olmayanlar, yerlilerden farklı bir dünyadan kalkıp çeşitli nedenlerle buralara gelmişler. Yerlilerin edebiyatı, kalıcı edebiyat, yerli olmayanlarınki, bir nevi sürgün edebiyatıdır, sıla edebiyatıdır ve sürgün edebiyatı, edebiyatın en güçlü damarlarından birisidir. Edebiyatın ana çıkış noktalarından biri özlemdir, yaşanmış acılardır. Göçmen edebiyatçılarımız da içsel zenginliklerini farklı tarzlarla yazarak edebiyata yepyeni bir esinti getiriyorlar.

“Sürgün edebiyatı, sıla edebiyatı” ne zaman gelişti? Yıllara dayalı bir süreçte geliştiğini söyleyebiliriz. İlk nesil çalışma, para kazanma amacıyla geçici süreye bağlı planlarla buralara geldi. Bu kuşağın edebiyata bakış açısı çok farklı. Sürgün edebiyatı ise 1971 yılında yapılan darbenin kurbanlarının, ardından 12 Eylül askeri darbesinden kaçarak buralara gelen insanların getirdiği bir dalga. Bir de Kürt sorununun getirdiği göç dalgasıyla buralara gelen insanları da eklemek lazım bu akımın içine. Dursun Akçam, Servet Ziya Çoraklı, Şakir Bilgin gibi insanlar, başlarından geçenleri, politik görüşlerini yazmaya başladılar. Siyasi eserlerini öne süren bu kuşak, isteyerek ya da istemeyerek edebiyatı da buraya taşıdı. “Göçmen edebiyatçılar” deyince aklınıza ilk gelen isimler kimler? Göçmen edebiyatçıların farklı dönemleri, etkileşimler ve yazım diller var. Herkesin farklı bir gerekçesi var. Temelde Bekir Yıldız, Fakir Baykurt, Yüksel Pazarkaya sayabileceğim ilk isimler. Bundan başka 12 Eylül’den kaçanların öz hikayelerini anlatarak oluşturdukları da göçmen edebiyatıdır. Göçmen edebiyatçıları genelde köyünü, çocuklarını anlatır. Siyasi sorunlarını, dünya görüşünü ele alır. Bir de Almanca yazmayı tercih eden göçmen edebiyatçılar var. Farklı bir evreyi oluşturan Renan Demirkaya, Emine Sevgi Özdamar, Akif Pirinççi, Feridun Zaimoğlu, Osman Engin, Kerim Pamuk gibi isimleri sayabilirim. Kadriye Baksi, Ali Hıdır Derin, Gülşen Gülbeyaz gibi edebiyatçılarımızı kapsayan şimdiki kuşak ise dilde geriye dönerek Türkçe yazmaya başladılar. Farkına varmasak da bu insanların yaklaşımıyla farklı bir edebiyatın temelleri atılıyor. Göçmen edebiyatında hangi dile yazıldığının önemi var mı? Edebiyatın dili evrenseldir ve yazarın kaç kişiye, kime ulaşacağı gibi bir kaygısı olmaz. Edebiyat bir patlamadır ve duygular, düşünceler herhangi bir dilde paylaşılabilir. Yazar kendini en iyi hangi dilde ifade ediyorsa o dilde yazmalıdır. Burada önemli olan, verilen mesajdır, yazı dili değil. Bizler paralel toplumun yazarlarıyız ve kendimizi Alman toplumunun klasik yazarlarıyla kıyaslayamayız. Siz eserlerinizi hangi dilde yazıyorsunuz? Benim anadilim, duygu dilim ve akademik dilim Türkçe. Türkçe yazarken daha mutlu oluyorum. Ama yazı diliyle, edebiyatla Almanca tanıştığım için ilk önce Almanca yazdım. Zamanla bu dilde kendimi yeterince ifade edemediğimi görünce içsel bir dayatmayla Türkçeye döndüm. Almanca yazmanın anlamsızlığını gördüm. Sana değer vermeyen bir toplumun dilinde yazmak bana mutluluk vermedi. Türkçe yazmak ise düşsel bir derinlik verdi yazılarıma. Almanlar Almanca eserlerinize ilgi gösterdi mi? Kitaplarımı Almanlar henüz anlamadılar. Edebiyat yönüm onları fazla ilgilendirmedi. Kürt meselesini kullanmak isteyenlere karşı mesafemi koydum ve bu bana farklı bir tecrübe kazandırdı. Almanlar daha çok Seyran Ateş, Serap Çileli, Necla Kelek gibi kendini toplumundan üstün gören, toplumunu yeren insanlara değer veriyorlar. Bu insanlar istisnaları toplumun gerçeği gibi yansıtıyorlar ve bu da önyargıları, ayrımcılığı körüklüyor. Bu, entelektüel anlamda bence utanç verici bir durumdur. Ne yazıyorsunuz? Kafamda “işsizlik” gibi bir Demokles’in kılıcıyla, buradaki insanların sorunlarıyla iç içe yaşıyorum. Hamburg’da sadece üst toplum değil, paralel toplumda da beni kabul etmeyen, içinde olmayı kabul etmediğim dahası edilmediğim toplumlar olabiliyor. Bizde, “Benim gibi düşünmeyen, düşmanımdır” felsefesi var. Hoşgörü bekliyor, hoşgörü göstermiyoruz. Hâlbuki her insan başka bir zenginliktir. Genel olarak ama ben bir romancıyım, roman yazıyorum, arada bir yeni türleri deniyorum. İlk öykü kitabım “Hamburg’dan Esintiler” ve romanın “Hamburg’da Hayat” okuyucuyla buluştu.

Buradaki Türkiyeliler okumayı seviyor mu sizce? Gazete bile okumayı sevmeyen bir topluma yazmaya çalışmak absürt gelebilir ama bazen gerçekler yanıltıcı olabiliyor. Hamburg’da on binlerce Türkiyeli yaşıyor ve bunların içinde okumaya, yazmaya, edebiyata ilgi duyanların sayısı çok az. Bunda kültürel şekillenmemizin rolü büyük. Kitapların yasaklanıp yakıldığı, yazarların sorgulandığı toplumda yetişmek de toplumu edebiyata karşı soğuk tavır almaya itebiliyor. Burada doğup büyüyen çocuklarımıza okumanın gerekliliğini, edebiyatın gücünü öğretmediğimiz sürece çocuklarımız toplumun benimsemediği, aşağılanıp küçümsenen bir azınlık konumunda olmaya devam edecektir. Fakat son dönemlerde Alman kitapçılarda Türkiyeli yazarların kitaplarının Almancasını bulabiliyoruz. Edebiyat giderek gelişiyor. Yazarlarımız artık uluslararası edebiyat dünyasında tanınmaya, okunmaya başladı. Henüz hak ettikleri ilgi olmasa da bunlar önemli gelişmelerdir. Hamburg’daki göçmen kökenli edebiyatçılardan bahsedelim mi biraz? Hamburg’da doyurucu olmasa da gelecek vaat eden gelişmeler var. Dogmatik olmadığımız sürece gelişmeler olacağına inanıyorum. Türkiye’deki klasik edebiyat çerçevesinin dışında yaşıyoruz ve içinde yaşadığımız toplumun kalıpları bizi yönlendiriyor. İçimizdeki yetenekleri, potansiyelleri iyi değerlendirebilirsek yeni nesil edebiyatçılarımızın çıkacağına, edebiyata önemli kazanımlar getireceğine inanıyorum. Bizler de kişisel katılımlarımızla bu sürece destek verelim. Bu noktada sivil toplum örgütlerine, kurumlara önemli görevler düşüyor. Ben de bu sürece katkıda bulunmak amacıyla Hamburg Öykü Yarışması düzenlemeyi düşünüyorum. Bu yarışmaya katılan 10 kişinin öykülerini de kitap haline getirerek gelecek nesillere armağan etmenin imkansız olmadığını söyleyebilirim. İstemek ve bu yönde hareket etmek başarıyı getirir. Süleyman Deveci kimdir: Ankara doğumlu 45 yaşındaki yazar ilk yazısını 13 yaşında yazdı. Fransız dili ve Edebiyatı okuyan Deveci, Almanya’da gazeteciliğe, akabinde profesyonel yazmaya başladı. Deveci, roman türü yazıyor ve aynı zamanda film ve roman eleştirmenliği yapıyor. Hamburg’da bir edebiyat platformu oluşturmaya çalışan yazar, siyasetten uzak durarak edebiyata ağırlık verdiğini özellikle vurguluyor. Kendi deyimiyle “güne edebiyatla başlayıp, edebiyatla bitiren” Deveci’nin “Criticus” isimli internet sitesinde film ve kitap eleştirilerini okumak mümkün. Yazarın bugüne kadar “Saladin der Kurde (Kürt Selahattin)”, “Tod in der Luxuspassage (Lüks Pasajda Ölüm)” ve “Menschen aus der Geschichte der Kurden (Kürt Tarihinden İnsanlar)” isimli kitapları Almanca olarak yayınlandı. Yazarın ilk Türkçe öykü kitabı “Hamburg’dan Esintiler” ve Türkçe romanı “Hamburg’da Hayat” da kısa süre önce edebiyatseverlerin dünyasına girdi.



Bu haber 15703 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



5 + 6 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
VİDEO GALERİ
SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI